Son dönemde artan ve kamuoyunda SSÇ (Suça Sürüklenen Çocuklar) diye bilinen Katliamlara tepki olarak İzmir’deki Milliyetçi Dernekler “Adalet Yürüyüşü” başlattı.
KAVLAK;BAŞKA ÇOCUKLAR ÖLMESİN…!
İlkini Kıbrıs Şehitleri’nde gerçekleştiren STK’lar bu olaylar son bulana kadar adalet yürüyüşlerini sürdüreceklerini söylediler.
Mukavimler Derneği Başkanı Ataberk Karataş’ın öncülük ettiği Adalet Yürüyüşü’ne; UygarTürk Derneği Genel Başkanı S. Ayberk Ertürk, Alpagu Eğitim ve Araştırma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Ahmet Selim Pozan ve akran zorbalığı sonucu intihar eden Kemal Utku Taş(16)’ın annesi Tuğba Aras Kavlak, çok sayıda dernek üyesi ve milliyetçi gençler yürüyüşte yer aldı. Yürüyüş Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde geniş güvenlik önlemleri altında başlayarak, Türk Bayrağı ve öldürülen çocuklarımızın resimleri ile “HAK, HUKUK, ADALET”, “SSÇ DEĞİL, KATİL!”, “KIVANÇ, IŞIL, AHMET, BERKAY, UTKU, MUHAMMET”, “ÇOCUKLAR İÇİN OMUZ OMUZA”, “GÜÇLÜLER DEĞİL, ÇOCUKLAR KAZANACAK” gibi sloganlar ile devam etti.
ANNE TUĞBA ARAS KAVLAK’IN KONUŞMASI AĞLATTI
Yürüyüş sonunda basın açıklaması yapan akran zorbalığı sonucu intihar eden Kemal Utku Taş(16)’ın annesi Tuğba Aras Kavlak’ın can yakan konuşması birçok katılımcının ağlamasına sebep oldu. Yürekleri dağlayan konuşmasında; ”16 yaşında bir fidanı, bir çiçeği; göğe doğru yükselmesi gerekirken, toprağın altına saklayıp buraya geldim, 75 gün oldu. Benim oğlum akran zorbalığı yüzünden intihara sürüklendi. Ve bu süreçte ne bir öğretmeni, ne arkadaşları ne aileleri hiçbir şekilde destek olmadıkları gibi süreçten de haberdar etmediler. Okul gezisine giden oğlum, geri döndüğünde öldü. Bunun sebebi yolda ve gezi esnasında kıskançlık sebebiyle arkadaşlarının psikolojik ve fiziken yaptıkları saldırılardı. Bir haber verselerdi; dört tane öğretmenin gözetiminde bir çocuk bu kadar dövülürken, bu kadar sağda solda hırpalanırken, bir alo, “gel çocuğunu al, haberin olsun, oğluna bu oldu” deselerdi; benim oğlum bugün yaşıyor olacaktı” dedi.
“BENİM OĞLUM KARINCAYI İNCİTMEZDİ”
Kendi elleri ile çocuğunu mezara koyduğunu söylen Kavlak konuşmasını şöyle sürdürdü; günler sonra öğrendim, benim oğlumun 30 metreden aşağı atladığını. Buna rağmen vücut bütünlüğünün hiçbir şekilde bozulmadığını ve burnunun kanamadığını, sadece kalbinin dayanmadığını, günler sonra öğrendim. İntihar dosyası olarak kapatılan bir dosyayı, sevdiği arkadaşları tarafından verilen ifadelerle yeniden katliam olarak açtırdık. Şu anda bütün belge ve delillerle birlikte hukuki yollardan, canla kanla başla savaşıyoruz. Oğlumu bu zorbalığa
itekleyen sorumlu öğretmenler ve öğrenciler; hayatlarına devam edip, günlük güllistanlık yaşayıp, storiler atıp, tiktoklarda canlı yayın yapıp yaşamaya devam ediyorlar. Ama benim oğlum 75 gündür, bir kara toprak altında günlerce oluk oluk yağan yağmurun altında, tek başına, yapayalnız. Sebebi ne? Hiçbir sebep yok, hiçbir neden yok. Yapılan şiddetin boyutları o kadar yüksek ki, daha bu şiddete maruz kalırken canlı yayın yapılıp, sosyal medyada ve okulun sosyal medya gruplarında rezil ve ifşa ediliyor. Benim oğlum efendiydi, başarılıydı, sporcuydu, dünyanın en merhametli çocuğuydu, karıncayı incitmezdi. İnsanlara sevgiyle ve saygıyla yaklaşırdı. Ama onun yeri şu an toprak altında, buna sebep olanlar yaşamaya devam ediyor. Paylaşımlar yapmaya ve kötü bir anne imajı çizmeye devam ediyorlar.
“TEK FARK NEFES ALIYORUM”
Kavlak; Ben oğlumu kaybettim, başka evlatlar ölmesin. 75 gündür ne yediğim yemeğin tadı var, ne suyun tadı var, ne de nefes almam için bir sebep neden var. Çünkü tek evladımdı, tek başıma büyüttüğüm bir evlattı. Artık tutunmak için bir nedenim yokken, bu dernekle karşılaştım. Lütfen başka çocuklar ölmesin, sebepsiz yere bunlara neden olanlar tutuklansın. Bunlar suça sürüklenen çocuk değil, bunlar katil. Ve katil olmaya devam ediyorlar. Bana geri gönderme yapıyorlar. Bak ne oldu, bize hiçbir şey olmadı, hala elimizi kolumuzu sallayarak geziyoruz diye story atıyorlar. Beni etiketliyorlar. Farklı fake hesaplardan yazmaya devam ediyorlar. Yalvarıyorum ben oğlumu kaybettim, ne olur, suça sürüklenen çocuk değil bunlar; KATİL! Sesime ses verin, Kemal Utku TAŞ ve diğer çocuklar için, lütfen sesimize ses verin. Daha fazla anne babanın canı ciğeri yanmasın. Benim oğlum öldü, beni öldürdü. Tek fark, ben nefes almaya devam ediyorum.” dedi. Konuşmacılardan Avukat Muhammet Talha Gülmez ise konunun hukuki boyutu ile ilgili açıklama yaptı.
PSİKOLOG ÜRKMEZ; “ASIL SORUN CEZASIZLIK”
Psikolog Elif Ürkmez ise; Biz suça sürüklenen çocuk kavramını inkar etmiyoruz. Suça sürüklenen çocuk; aç kaldığı için marketten ekmek çalan çocuktur. Suça sürüklenen çocuk, istismar edildiğinde kendini korumaya çalışırken istismarcısına zarar vermek zorunda kalan çocuktur. Bu kavramı cinayet gibi ağır suçlarla özdeşleştirmek kavramın kendisine haksızlıktır. Suça sürüklenen çocuk, “yan baktın” diyerek cinayet işlemez. Suça sürüklenen çocuk, “pardon kardeşim” diyen çocuğu katletmez. Suça sürüklenen çocuk, ailesini korumak isteyen genci ailesinin gözleri önünde hayattan koparmaz. Cinayet işleyenler, yaşlarına bakılmaksızın yetişkin gibi yargılanmalı, adalet kimlik kartına değil alınan cana göre işlemelidir. Üzerinde durmamız gereken asıl konu cezasızlık algısıdır. Araştırmalar, insanların suç davranışına yönelmesinde en önemli faktörlerden birinin cezasızlık algısı olduğunu gösteriyor. Kişi yaptığı eylemin karşılıksız kalacağını düşündüğünde suç işleme ihtimali artarken cezanın mutlaka uygulanacağına dair algı güçlendiğinde, kişi davranışının sonucunu daha fazla hesaba katıyor ve riskli davranıştan uzaklaşabiliyor. Bu durum psikolojide ödül-ceza dengesi ve algılanan risk
üzerinden açıklanıyor. Suça sürüklenen çocuk kavramı cinayet faillerini kapsayacak şekilde esnetilmemeli; ağır suç işleyen çocuklar için caydırıcı cezalar daha etkin biçimde arttırılmalıdır. Çocuk hakları sözleşmesi 6. maddeyi hatırlatmak isterim: yaşamak her çocuğun temel hakkıdır ve herkesin ilk görevi çocukların yaşamını korumaktır.”
Konuşmaların sonunda ise SSÇ’li katiller tarafından öldürülen çocukların isimleri anons edildi ve grup olaysız dağıldı. Katledilen çocuklarımız; Mattia Ahmet Minguizzi, Kemal Utku Taş, Hakan Çakır, Kıvanç Uman, Işıl Öykü Dinç, Alperen Ömer Toprak, Berkay Melikoğlu, Ezgi Alya Yiğit, Batın Barlas Çeki, Fatih Acacı, Adnan Pekgöz, Zeynep Naz Sarıkaya, Yiğit Cem Altınok, Hira Nur Aygar, Murat Duha, Eyüp Arıcı, Eyüpcan Güner, Burak Oğraş, Muhammet Kendirci, Emir Baki Bayındır, Duru Pakarda , Gülden Coni, Emir Yuşa Atıcı, Selin Cebeci, Ali Mardin, Ata Emre Akman, Atlas Çağlayan.
