YAŞAM VE ÖLÜM

 

Güne başlarken aldığım iki ölüm haberiyle sarsıldım. Yazımı yazarken hala etkisindeyim. Tüm canlılar için ölüm kaçınılmaz sondur.

Ömrün sayılı günleri boşa tüketilmemelidir. Beden yok olup gider geriye sadece yapıp ettiklerimiz kalır.

Ölüme bakış; dinlere ve kültürlere göre farklılıklar gösterir. Bu din alimlerinin işidir. Ben ölmeden önceki yaşama değinmek istiyorum.

Yunus Emre “Dünya bir handır, gelen konar göçer.” demiştir. Bu büyük halk ozanımız konup göçmüş ama on üçüncü yüzyıldan günümüze ölümsüz şiirler bırakmıştır.

Aşık Veysel’in “Ben giderim adım kalır, dostlar beni hatırlasın.” dizelerini bilmeyen yoktur.

Ölüm var, son kaçınılmazdır. Yaşam boşa harcanmayacak kadar kıymetlidir. Ölümünüzden sonra ne istersiniz?

Bu soruya cevabım; unutulmamak isterimdir.

Beni tanıyanların yaşamı sona erdiğinde ben unutulurum. Neler yaparsam unutulmam?

Şu an kaleme aldığım yazı benden sonra da var olmaya devam edecektir. O halde bende unutulmayacağım.

Yaşam devam ederken insan insanın zamanını çok çalar. Nasıl mı?

Bir arkadaşınızla çay içmek için sözleşirsiniz tek gündeminiz dedikodu ise alın size boşa harcanan zaman.

Bir kültürel etkinliğe katıldınız diyelim düzensizlik, yetkin olmayanların sahnede olması çalınan zaman demektir.

Bir film açtığınızda ya da sinemaya gittiğinizde, kalitesiz film izlemek zaman kaybıdır.

Spor salonunda spor hocasının size rehberlik etmemesi yine zamanınızın ve gücünüzün boşa harcanmasıdır.

Devlet dairesinde çalışanları gereksiz meşgul etmek hem çalışanın hem de başka insanların zamanın çalınmasıdır.

Ben zamanı ele aldım ama boşa giden emek, para gibi konularda vardır.

Yaşam üreterek, emeği büyüterek değerlendirilmelidir. Kendimizi geliştirdiğimizde üretmek kaçınılmazdır.

Herkes gezerken okuyarak, araştırarak yazarak, çizerek, izleyerek zamanınızı geçiriyorsanız elbette bunun bir karşılığı olacaktır.

Ömür boşa harcanmayacak kadar kıymetlidir. Nicelik değil nitelikle değerlenir.

Muazzez TOĞRUL

Çiğli Güncel  

Lütfen yorum yapınız. Mail adresiniz görünmeyecektir. * alanlar gereklidir.


  • Burhan KAYA +1
    28.Ağustos.2025, 18:01

    İnsanoğlu için hayat; yaşam ve yaşamın içinden geçirilen acı ve tatlı anıların toplam değerlerin bıraktığı izlerin tümüdür. Bırakılan her, tatlı ve acı izin, insanoğlunun ruhundan çok değişik yaşamsal sebepler yaratır. Yaratılan bu sebepler ömrün sürecinden de etkisini gösterir. Sağlıktan, mutluluktan ve maddiyattan kendini hissettirir. İnsanlar yaşadıkça olayların bir kısmını unutarak tasfiye ederler. Belli bir zaman kesitine kadar yaşayıp akıllarında tutukları olaylara sanki kendi dışımızda ve kendi başına var olan olaylar gibi bir kimlik yüklerler. Bir an için durup o güne kadar yaşadıklarımıza hayat adında objektif bir kimlik kazandırarak onları yeniden okumamız veya yorumlamamıza sebep olurlar. Aslında Hayat; bütün kâinat fabrikasının işlemesi ile mümkün olan bir kavramdır. Hayat öyle bir süreçtir ki; insanı bütün kâinat ile alakadar kıllar.

    Hayatımızı yaşarken, bunu dışa yansıtma ve aklileştirme gibi mekanizmalarla oluşturduğumuzu söyleyebiliriz. Hayat mı bizimdir, yoksa biz hayat dediğimiz kavramın bir parçası mıyız? Pek belli değildir. Aslında Hayat kavramı, insanlar arasında oynanan bir oyun olarak ta kabul edilebilir. Bu da farklı tanımlamalar getirerek oynanır. Her hayat tarifinin arkasında kendi yaşadıklarımızı kendimizin yeniden okumasından ve yorumlanmasından elde ettiğimiz, adeta herkes için geçerli olduğunu kabul ettiğimiz genellemeler vardır. Öyle ki; bazen acı ve bazen de acılarla yaşarız.

PİYASA VERİLERİ

    Alış
    40.9441
    Satış
    41.0178
    Alış
    47.7841
    Satış
    47.8702
    Alış
    55.0681
    Satış
    55.3552

HAVA DURUMU

IZMIR HAVA DURUMU