Ressam ve yazar Dilek KARAÇAYIRLA yapılan röportaj....

Ressam ve yazar Dilek KARAÇAYIRLA yapılan röportaj....

ugünkü konuğum, sanatıyla, sevecenliği ile ve içten yaklaşımlarıyla Ressam Dilek KARAÇAYIR la beraberiz.

Çiğligüncel.com olarak sanatsal anlamda her zaman sanatçılara değer vererek onların duygu ve düşüncelerini siz değerli okurlarıyla paylaşmaya kıymet vermektedir. Bugünkü konuğum, sanatıyla, sevecenliği ile ve içten yaklaşımlarıyla Ressam Dilek KARAÇAYIR la beraberiz.

Dilek KARAÇAYIR: “Hayatın yüreğimde bıraktığı DEM bu resimler…” 

Geçtiğimiz günlerde açtığı ve sanatseverlerin beğenisine sunduğu DEM adını verdiği resim sergisi ile dikkat çeken Dilek Karaçayır, bu hafta konuğumuz oldu. Kullanılmış çay poşetlerinin üzerine yaptığı resimlerle ilginç bir tarz sergileyen KARAÇAYIR ile resimleri ve sergisi hakkında keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.  Sayın Dilek KARAÇAYIR ın vereceği cevaplar sanatseverlerini memnun edeceğini biliyor ve kendisine başarılar diliyorum

1-      Dilek KARAÇAYIR,  kendini nasıl tanımlar?

Sürekli sanatın içinde, sanata bulaşmış biriyim. Yazmayı, fotoğrafı, seramiği ve tabii olmazsa olmazım resim yapmayı hayatımın her dönemine bir şekilde dâhil ettim. Üretmeyi seviyorum. Durmak ve ‘kalmak’ sözcüklerini de eylemlerini de pek sevmiyorum Hareket hali iyi geliyor. Bazen düşünmemek için, bazen de düşündürmek için bir eylemin içindeyim. Yaşamın eteğinden tutmayı, sürdürmeyi, bunca kötülüğe rağmen yaşamaktan keyif almayı sadece üreterek başarabiliyorum sanırım. Başka türlüsünü bilmiyorum çünkü…


    2- Sanatı ve sanatçıyı nasıl tanımlarsınız?

Ben sanatçıyım diye büyük bir cümle kurmak istemiyorum, öncelikle bunu söylemeliyim. Bu boyumdan büyük bir laf olur çünkü. Sanatçıyı özgür ruh diye tanımlayabilirim. Peki, bu ne kadar mümkün günümüzde? Diye soracak olursanız işte bu tartışılır. Çünkü hepimiz yaşamlarımızın ve gündelik hayatlarımızın içinde bir yerden kısıtlıyız. Maddi kaygılarla yoğruluyoruz mesela. Kalabalıklarda yaşıyoruz, toplumun içinde kısıtlıyız, evde kısıtlıyız, iş yerlerimizde kısıtlıyız, kadın olarak ayrı, erkek olarak ayrı sınırlar çiziliyor bize doğduğumuzdan beri, bunlar nedeniyle kısıtlıyız… Düşünmemiz gereken bir gelecek kaygımız var kendimiz ya da sevdiklerimiz için, bunlar yüzünden kısıtlıyız… Birçok nedeni var yani. Bu telaşları bir kenara bırakıp sanatımızı özgürce ne kadar sunabiliriz sizce? İnanılmaz bir geçim derdi var. Bu önceliğimiz olduğu sürece ne kadar yaratabiliriz? Tüm bu söylediğim şeylerden ayrı olarak şuna yürekten inanıyorum ki sanat bizim tek kurtuluşumuz. Hem ruhumuzu hem bugünümüzü hem de yarınımızı kurtaracak ve düze çıkartacak tek şey sanat galiba…


     3-Eserlerinizde yaşamı sorguluyorsunuz. Örneğin şiddet gören kadınları… Başka neler gizli resimlerinizde ve renklerinizde?

Benim Dem adını verdiğim sergimin teması “Kentler, kadınlar ve yalnızlık” Yazılarımın kahramanları her zaman kadınlar oldu, şimdi de resimlerime yansıdılar. Resimlerimde tek başına ama ayakları üzerinde duran kadınlar var. Sırtını başka birine yaslamayan, kendine yetmeye çalışan ya da öyle görünen kadınları resmettim. Bunların içinde hem köylü hem kentli kadın var. Bir de kentler var resimlerde. O kentlerde iş telaşında, eve dönme telaşında, bir yerden bir yere gitme kaygısında olan insanlar da var. Yani baktığınızda bir çeşit yalnızlık… Kalabalıkların içinde yalnızlıktan söz ediyorum. Kapı teması da oldukça ilgi çekti. Açılmamış, kim bilir nereye açılan, nelere açılan, hangi öykülere açılan kapılar… O artık resimlerime bakanın iç dünyası bana göre.

     4-Sanatın insan üzerindeki gücünden birkaç kelime ile bahseder misiniz?

Bence sanat insanın can simidi… Sıkı sarılmamız lazım, yoksa boğulmak üzereyiz. Sanata tutunmaktan başka kurtarıcımız yok diye düşünüyorum.

     5-Sanat eğitimi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sanatçının dışa vurumculuğunun çok önemsiyorum elbette, yaratıcılığını, yürek gözünü, yeteneğini… Eğitimle bu süreç taçlanırsa ortaya daha mükemmel eserler çıkacaktır elbette. Önemsenmesi gerektiğini düşünüyorum.


      6-Çocuk ve gençlerin sanat eğitimi sizce nasıl olmalıdır?

Özgür, sınırsız…

      7-Sizi etkileyebilecek sanat eserleri ya da sanatçılar var mı? Nasıl eserlerden haz duyarsınız?

Elbette etkileniyorum. Bu kendi içime yaptığım yolculuğa göre değişiyor. Bazen bir film, bazen bir fotoğraf karesi, bazen bir müzik, şehrin ritmi, ya da başka bir sanatçının eseri, bir dostumla sohbetin demi… Haz duyacak ve etkilenecek çok şey olduğunu düşünüyorum. Ben sanıyorum sadece hayata ‘bakmakla’ yetinmiyorum, hayatı ‘görmeye’ de çalışıyorum. Nefes alıyoruz, bu bile yeterince etkileyici…

     8-Toplumda gelişmişlik düzeyi ile sanat arasında nasıl bir ilişki var, siz bir sanatçı olarak bu ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunun cevabını anlamak için yaşadığımız ülkeye bakmak yeterli sanırım. Fazla söze gerek yok bence. Sanata ve sanatçıya verdiğimiz değeri görmek ve bunu toplumla ilişkilendirmek için biraz gazete okumak, haber dinlemek, yolda insanların yüzlerine bakmak, gelir düzeylerini dikkate almak yeterli ipucu veriyor.


       9-Çağdaş resim sanatında ressamlık sanatınızı nasıl bir yere koyuyorsunuz? Sizce iyi bir ressam olabilmenin olmazsa olmaz kuralları var mıdır?

Ben emeğe çok değer veren biriyim. Emek verilen her eser kendini belli ediyor. Tek kitapla yazar, üç beş fotoğraf karesiyle fotoğraf sanatçısı, tek single ile şarkıcı nasıl olunmazsa, nasıl bunlar emek, birikim, disiplin, zaman ve belli bir süreç gerektiriyorsa, ortaya çıkıp ‘ ben artık ressamım’ demek çok da doğru gelmiyor bana. Kendime sanatçı, ressam demek için daha yolum var diye düşünüyorum. Gelişmek için, öğrenmek için, bu sergideki resimlerden çok daha iyisini ortaya koyabilmek için sabır, emek ve çalışmak gerekiyor. İçsel olarak tüm Arguvanlar tamam olsa da bazen küçük bir çizim üzerinde defalarca bıkmadan usanmadan çalışmak gerekiyor çünkü. Ben içime çok sinen resimler ve eserler çıkarttım. Ama dediğim gibi daha uzun bir yolum var.

10-       Oldukça ilginç bir sergi açtınız. Yaptığınız resimler kadar kullandığınız materyal de dikkat çekiyor. Biraz söz eder misiniz? 

Ben kullandığımız, sallama ve demlik çay poşetlerine yapıyorum resimlerimi. Bazılarını hiç açmadan olduğu gibi, bazıları açıp kullanıyorum. Çay poşetleri biraz papirüse benziyor aslında… İnce, geçirgen, hassas bir malzeme… Bu geçirgenlik bana resim yaparken bazen avantaj bazen de dezavantaj olarak geri dönüyor. Suluboya ve akrilik boya kullanıyorum. Su bazlı oldukları için malzemeye boyayı sabitlemek sabır istiyor.  

 

11-       Neden normal kâğıt ya da tuval değil de çay poşeti? 

Çünkü çayın poşet üzerinde bıraktığı demin rengi beni çok etkiliyor. Sepya bir fotoğraf kâğıdı gibi… Bana üzerine sadece resmi eklemek kalıyor. Bir ressam değil de fotoğraf sanatçısı gibi düşünün. Deklanşöre basma anını ben boyalarla yapıyorum.  

 

12-Bu kişisel ilk serginiz. Daha önce herhangi bir karma sergiye katıldınız mı? 

Hayır, katılmadım. Yıllarca resim yaptım ama sergi açmak gibi bir düşüncem yoktu. Bu resimlerden keyifli geri dönüşümler alınca, sergi fikri doğdu. İyi de oldu, çok güzel geri dönüşler aldım.  

 

13  -Biz sizi yazılarınızdan ve masal kitabınızdan tanıyoruz. Yazı ile resmi buluşturmayı düşündünüz mü hiç? 

Aslında düşündüm, ancak bu ileride olabilir belki. Yoğun olarak resim yapıyorum şimdi. Sosyal medya paylaşımlarımda kısa yazılarla da içimi döküyorum. 

 


         14-Serginizi şehir içinde ya da dışında başka yerlerde de sanatseverlerle buluşturmayı düşünüyor musunuz? 

İzmir içinde birkaç yerde daha olacak sergi. Sosyal medya hesaplarımdan duyuracağım tarih belli olunca. Nisan ayında Ankara’da, yazın da Çeşme, Bodrum ve Antalya’da olacak. DEM’in sonraki yolculuğunu bilmiyorum, umarım daha çok kişiye ulaşabilirim…  

 

15-Bu serginizin adını neden DEM koydunuz?

 

Dem ’in birçok anlamı var. Nefes, zaman, içki, çayın rengi ve kokusunun ideal tavı, koku, kan… Bunlar benim bildiklerim. Çay poşetlerinden yola çıkarsak zaten DEM ismi zaten çok yakıştı bu sergiye. Bunun yanı sıra,  geçmişimin,  yaşadıklarımın, olmuşluğumun ya da eksikliklerimin, hayal kırıklıklarımın, keyiflerimin, hüzünlerimin, yola çıkmışlıklarımın, uğurladıklarımın hepsinin yüreğimde bıraktığı tav bence bu dem. Her şey geçer, herkes gider, hepsi biter; şimdiye koyu bir dem kalır.  

 

16-Resimlerinizin teması, “Kentler, kadınlar ve yalnızlık” Biraz tema hakkında konuşalım dilerseniz? 

 

Kentlerin içine çok sıkıştığımızı düşünüyorum. Dahası kalabalıkların içindeki yalnızlıklarımız çok iç acıtıcı. Yalnızlık aynı yalnızlık… Kentin meydanında da aynı, evin içinde de aynı… Yüz kişinin içinde de hissedebiliriz bunu, iki kişiyken de… Bunu resimlerime yansıtmak istedim. Kadınlar zaten öykülerimde ve yazılarımda da hep ön plandalar. Resimlerime de yansımamaları ve temayı oluşturmamaları düşünülemezdi… Resimlerimde barda tek başına oturan kadın da var, şiddet gören kadın da, başında oyalı yazması ile köylü kadın da, şehrin içinde koşuşturan kadın da…   

17-Sosyal medya hesaplarınızı da okuyucularımız için paylaşır mısınız? 

Instagram hesabım var sadece. @ruhun_gemisi  ve @dilek_karacayir

 

Çok teşekkür ederiz, başarılarınızın devamını dileriz.  

Ben teşekkür ederim.  

 

 

 Burhan KAYA

www.cigliguncel.com

Çiğli Güncel  

Lütfen yorum yapınız. Mail adresiniz görünmeyecektir. * alanlar gereklidir.


  • Ayten 0
    13.Ocak.2020, 21:33

    Çok güzel bir sergiydi. Dilek hanımı tebrik ediyorum. Onu tanımak için çok iyi bir röportaj olmuş.

SON HABERLER

PİYASA VERİLERİ

    Alış
    5.8564
    Satış
    5.8670
    Alış
    6.5172
    Satış
    6.5289
    Alış
    7.6396
    Satış
    7.6794

HAVA DURUMU

IZMIR HAVA DURUMU